Burdur’da binlerce tezgahtan günümüze ne kaldı? Bir zamanlar Şam ve Halep ile yarışıyordu

Burdur’da binlerce tezgahtan günümüze ne kaldı? Bir zamanlar Şam ve Halep ile yarışıyordu
Yazı Özetini Göster
Burdur’da dokumacılık, köklü tarihiyle yüzyıllar boyunca hem ekonomik yaşamın hem de sosyal hayatın merkezinde yer aldı. 19. yüzyılın sonlarında hızla gelişen el dokumacılığı, 20. yüzyılın ilk yarısında binlerce ailenin geçim kaynağı olurken, 1950’li yıllardan itibaren sanayileşme ve teknolojik dönüşüme uyum sağlanamaması nedeniyle gerileme sürecine girdi. Bugün ise Burdur’da dokumacılık, ekonomik bir sektör olmaktan çok kültürel miras olarak yaşatılmaya çalışılıyor.
Burdur’da dokumacılık uzun yıllar boyunca evlerde kurulan basit tezgahlarda yürütüldü. Özellikle “alaca”, “bez”, “kilim”, “seccade”, “havlu” ve “peştamal” gibi ürünler hem yerel ihtiyacı karşılıyor hem de çevre illere gönderiliyordu. 1930’lu yıllara ait kayıtlarda kent merkezinde yaklaşık 3 bin 500 el tezgahının faaliyet gösterdiği, üretimin ise İstanbul, İzmir, Konya ve Antalya gibi büyük şehirlere kadar ulaştığı bilgisi yer alıyor. Dönemin bazı kaynakları, Burdur dokumalarının kalite açısından Şam ve Halep üretimleriyle karşılaştırıldığını da aktarıyor.
Burdur’daki dokumacılığın geçmişi yalnızca Osmanlı dönemine değil, çok daha eski çağlara uzanıyor. Arkeolojik bulgular, Hacılar Höyüğü’nde MÖ 6000’li yıllara tarihlenen ip eğirme ve dokuma faaliyetlerine işaret ediyor. Kuruçay Höyüğü’nde bulunan delikli taş “ağırşaklar” ise ip üretiminin erken dönem tekniklerine dair önemli kanıtlar arasında gösteriliyor.
Osmanlı döneminde Burdur ve çevresi, Hamid Sancağı içinde önemli bir dokumacılık merkezi haline geldi. “Boğası” adı verilen dayanıklı kumaşlar üretiliyor, bu ürünler yalnızca yerel pazarlarda değil, İstanbul ve Balkanlar’a kadar uzanan ticaret ağlarında da yer buluyordu. Ayrıca kayıtlarına göre, Burdur ve çevresinde üretilen dokumalar Bursa’da boyanarak farklı bölgelere dağıtılıyordu. Pamuk üretiminin özellikle Ağlasun ve çevresinde yapılması ise sektörü destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyordu.
1844 yılına ait temettuat defterlerine göre, Burdur merkezde hanelerin yaklaşık yüzde 20’si dokumacılıkla uğraşıyordu. Kentte çulhacılar, terziler, boyacılar ve basmacılar gibi meslek grupları önemli bir ekonomik yapı oluşturmuştu. Bu dönemde dokumacılık yalnızca bir üretim faaliyeti değil, aynı zamanda şehirde sosyal ve ekonomik yaşamı şekillendiren temel sektörlerden biri haline gelmişti.
Cumhuriyet’in ilk yılları Burdur dokumacılığı için en verimli dönemlerden biri oldu. 1920’li ve 1930’lu yıllarda binlerce tezgah faaliyete geçti, on binlerce kişi bu sektörden geçimini sağladı. 1930’lu yıllarda aylık yüz binlerce metre dokuma üretildiği, ürünlerin Türkiye’nin birçok iline gönderildiği biliniyor. Üretilen dokumalar arasında “dişli”, “yan örnek” ve “zincirli” gibi desenler dönemin en bilinen ürünleri arasında yer aldı.
Burdur’da halıcılık da önemli bir üretim kolu olarak öne çıktı. 1928 yılı kayıtlarına göre kentte 500’ün üzerinde halı tezgahı bulunuyordu ve üretim Amerika ile Avrupa’ya kadar ulaşıyordu. Ancak dönem kaynaklarında dikkat çeken en önemli sorunlardan biri markalaşma oldu.
1950’li yıllardan itibaren el tezgahlarına dayalı üretim modeli hızla gerilemeye başladı. Makineleşme, düşük maliyetli seri üretim ve pazarlama zorlukları, Burdur’daki geleneksel dokumacılığı olumsuz etkiledi. Kooperatifleşme girişimlerine rağmen sermaye yetersizliği ve teknolojik eksiklikler nedeniyle sektör rekabet gücünü kaybetti. Zamanla binlerce tezgah kapanırken üretim küçük ölçekli ve ev içi faaliyetlere dönüştü.
Bugün Burdur’da dokumacılık ekonomik bir sektör olmaktan ziyade kültürel miras olarak korunuyor. Burdur Valiliği, Burdur Belediyesi ve Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitim Merkezi tarafından yürütülen çalışmalarla geleneksel dokuma teknikleri yaşatılmaya çalışılıyor. Ancak geçmişte kent ekonomisinin temel taşlarından biri olan bu sektör, bugün sınırlı sayıda usta ve kurs düzeyinde varlığını sürdürüyor.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitim Merkezi’nde görev yapan Nakış Öğretmeni Sümeyra Yalınız, alaca dokumayı yaşatmaya ve günümüze uyarlamaya çalıştıklarını belirtti.
Öğretmen Yalınız, alaca dokumanın Hamitoğulları ve beylikler dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu ifade ederek, “O dönemlerden itibaren bilinen ve üretilen bir dokuma türü olan alaca dokuma, zamanla sanayileşmenin etkisiyle unutulmaya yüz tutmuştur. Ancak geçmişte birçok bölgeye satışı yapılan önemli bir üründü.” dedi.
Şikago’da (tarihini net hatırlayamadığını belirterek) uluslararası bir festivalde birincilik ödülü alındığını da ifade eden Öğretmen Sümeyra Yalınız, 20. yüzyılın başlarında Burdur’da çok sayıda tezgah bulunduğu söyledi. Yalınız, “Neredeyse her evde bir tezgahın olduğu ve bu dokumanın aile ekonomisine katkı sağladığı bilinmektedir. Ancak zamanla üretim azalmış ve tamamen yok olma noktasına gelmiştir.” ifadelerini kullandı.
Daha sonra bir proje kapsamında Burdur’a tezgahların getirildiğini belirten Öğretmen Yalınız, “Bu tezgahların bir kısmı Burdur Belediyesi’ne, bir kısmı da Halk Eğitim Merkezi’ne verilmiştir. Halk Eğitim Merkezi olarak biz de bu tezgahlarda üretim yapmaya devam ediyoruz.” dedi.
Alaca dokumayı yaşatmak amacıyla çeşitli çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Yalınız, “Bu dokumadan kıyafetler, ev tekstili ürünleri, bornoz, peştamal ve peşkir gibi ürünler üretilmektedir. Burdur Valiliğimizin de katkılarıyla kravat üretimine de başlanmıştır. Ürünler, valiliğin oluşturduğu yöresel satış platformu üzerinden satışa sunulmaktadır.” ifadelerine yer verdi.
Yurt dışı satışlara ilişkin de bilgi veren Sümeyra Yalınız, “Şu an için yurt dışına satış yapılmamaktadır. Ancak böyle bir imkan olması halinde değerlendirilmesi düşünülmektedir. Çünkü kullanılan iplik yüzde 100 pamuktur ve ürünler tamamen doğaldır. Yaz aylarında rahatlıkla kullanılabilen, ter emici özelliği yüksek ve çabuk kuruyan ürünlerdir. Özellikle peştamaller bu özellikleriyle oldukça beğenilmektedir.” sözlerini kaydetti.
Kurs faaliyetlerine de değinen Öğretmen Sümeyra Yalınız, “Kurs kapsamında belirli sayıda tezgah bulunmaktadır ve aynı anda birden fazla kursiyer eğitim alabilmektedir. Tezgahlar ortak kullanım şeklinde kullanılmaktadır. Kursiyerler hem öğrenmekte hem de kendi üretimlerini yapmaktadır.” diye konuştu.
Sipariş üzerine üretim de yaptıklarını aktaran Yalınız; “Örneğin şu anda desen çalışması tamamlanan ve kumaşı dokunan bir sipariş bulunmakta, bu üründen yöresel bir kıyafet hazırlanacaktır.” dedi.
Alaca dokumanın günümüzde daha az tercih edilme nedenlerine de değinen Burdur Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitim Merkezi Nakış Öğretmeni Sümeyra Yalınız şunları kaydetti; “Elle dokuma üretim süreci uzun sürdüğü için sanayi üretimiyle kıyaslandığında daha az ürün ortaya çıkmaktadır. Bu durum maliyetleri artırmakta, iplik fiyatlarının yükselmesi ve emeğin karşılığını alma isteği de fiyatlara yansımaktadır. Bu nedenle ürünler her kesim tarafından tercih edilmemektedir. Ancak el emeğinin değerini bilen kişiler tarafından oldukça ilgi görmektedir.”
Tanıtım çalışmalarına da değinen Yalınız, “Burdur Valiliği'nin de desteğiyle ulusal televizyon programlarına katılım sağlanmış, TRT’de Alişan’ın programında tezgah ve dokuma tanıtılmıştır. Ayrıca farklı televizyon kanallarında da yer alınmıştır. Ankara Burdur Tanıtım Günleri’nde de tezgah sergilenmiş ve büyük ilgi görmüştür. Birçok kişi Burdur’un böyle bir dokuması olduğunu ilk kez öğrendiğini ifade etmiştir. Bu tanıtım çalışmaları televizyon, fuar ve sosyal medya aracılığıyla devam etmektedir” dedi.
Yalınız açıklamasının sonunda, “Biz de alaca dokumayı hak ettiği yere getirmek, gelecek nesillere en doğru şekilde aktarmak ve bu köklü kültürel mirası yeniden hak ettiği değere kavuşturmak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Burdur’un köklü dokumacılık geleneği, geçmişte güçlü bir ekonomik sektör olarak öne çıkarken, günümüzde daha çok kültürel miras olarak yaşatılmaya çalışılıyor. Tüm zorluklara rağmen alaca dokuma, yürütülen çalışmalarla geleceğe taşınmaya devam ediyor.

Kaynak: Melisa Adınısever

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar